| olarak
hapishanelere gönderildiği zaman, kanunen tecrid müddeti on beş gün olmasına rağmen,
yirmi ay ve hattâ bütün hapis müddetinde tecrid-i mutlakta tutulduğu halde
kimseye şekva etmedi.
Bütün
bu haller gösteriyor ki: Üstadımızın fıtratında inziva daima hüküm sürmüştür.
Fakat ihtiyarlığında pek çok yardıma, hizmete, sohbete muhtaç olduğu bir
vakitte, bunun devam etmesi için, bir nevi hastalık haleti verilmiş. Beş dakika
konuşsa; şiddetli bir hararet başlıyor, sesi çıkmıyor. Hattâ Şafiî mezhebinde
olduğu için, namazda Fatiha'yı kendisi işitecek derecede okuması lâzım
gelirken, hastalık sebebiyle sesi çıkmadığından, Mezheb-i Hanefi'yi takliden
namazlarını eda ediyor. Bu hastalığına dair, iki mühim doktorun iki raporu var.
İstenilirse gösterilecektir.
Şimdi
Risale-i Nur'un fevkalâde fütuhatı ve âlem-i İslâmda dahi fevkalâde bir hüsn-ü
kabule mazhar olması hengâmında, düşmanlar dahi dostlara inkılâb ettiği bir
zamanda, Risale-i Nur'un azamî ihlâsını (ki, rıza-ı ilâhîden başka dünyevî,
uhrevî hiçbir rütbeye, makama âlet etmemek) muhafaza için, dehşetli bir
merdümgiriz, yani insanlardan tevahhuş ve sesi çıkmamak ve konuşmamak hastalığı
ve elini öpmek, ona âdeta bir tokat vurmak gibi dokunmak vaziyeti, kat'iyen
bize kanaat verdi ki; bu bir istihdam-ı rabbanîdir.
Hattâ bu hakikatlerin izharına vesile olan bir şahsı da
Üstadımız helâl etti.
Haşiye: Üstadımızdan sorduk: "Neden Risale-i
Nur'un şaşaalı intişarı ve düşmanların dahi mağlûp olup dostane vaziyet aldıkları
bir zamanda insanlarla görüşmüyorsunuz?"
Cevaben
dedi ki: "Benim
ile görüşmek isteyenler, ya muarızdır veya dosttur. Dost olsa, Risale-i Nur'un
yüzbinler nüshası benim bedelime tam konuşuyor. Bana kat'iyen ihtiyaç bırakmamış.
Görüşmek isteyen muarız olsa, bu otuz sene zarfında pek çok mahkemeler ve ehl-i
vukuflar tedkik ettikleri halde, ne Nur Risalelerinde ve ne de Nur
talebelerinde hiçbir suç bulamamışlar. Yirmi dört mahkeme: "Risale-i Nur'da suç
bulamıyoruz." dedikleri; dört mahkeme de kat'iyen umum Nur Risalelerine beraet
vererek kaziye-i muhkeme haline gelen kararlarıyla bütün kitabları, mektubları
sahiplerine iade etmesi, benim bedelime muarızlara tam cevap veriyor. Bana
ihtiyaç kalmamış. Eğer şahsî görüşmek istenilse, bütün Nur talebeleri bir
cihette bu biçare Said'in dava vekilleri olduğu gibi, İstanbul'da ve Ankara'da
avukatları bulunduğundan isteyenler onlarla görüşebilir."
Şiddetli
hastalığı ve çok ihtiyarlığı için zarurî işlerini gören hizmetkârları
|