İşte
bu ehemmiyetli vesika, tam tamına Risale-i Nur tercümanının kırk küsur sene
evvel hadis-i şerifin ihbarına dair beyan ettiği hadiseyi tasdik ettiği gibi;
ve şeriat-ı Ahmediyeye ihanet eden o dehşetli şahsın mühim bir kuvveti Yahudi
olduğu, Yahudi olan Lord Gürzon ile Hayim Naum o ihbarın hakikatını
gösterdiklerini ve yirmi beş seneden beri Nurcuların imhasına keyfî kanunlarla
dehşetli zulümlerin hikmetini tam gösteriyor.
***
1
Üstadımızı
ziyarete gelip de görüşemeyenlerin ve biz görüştürmeden gidenlerin hatırları kırılmamak
için Üstadımızın gizli harika bir ahval-i ruhiyesini beyan etmeye mecbur olduk.
Hattâ bugün bir parça dikkatsizlik ettiğimizden, gayet çok muhtaç olduğu
hizmetimize nihayet vermek niyet ettiği halde, şimdiki yazacağımız şey hatırına
geldi; bizi de afvetti, helâl etti. İşte hakikat budur:
Biz
de kat'iyen anladık ki; Üstadımız ekser hayatını tecerrüdle geçirdiği gibi,
bütün hayatında hediyeleri kabul etmemek ve mukabilsiz hediyeler Onu hasta
etmek gibi şimdi hürmet ve dostluk cihetiyle onunla görüşmek, ona gayet ağır
geliyor. Hattâ mükerreren biz de anladık. musafaha etmek, elini öpmek, kendine
tokat vurmak gibi ruhen müteessir oluyor. Ve ona bakmaktan, dikkat etmekten de şiddetle
müteessir oluyor. Hattâ hizmetinde biz bulunduğumuz halde, zaruret olmadan bakamıyoruz. Bunun sır
ve hikmetini kat'iyen anladık ki:
Risale-i Nur'un esas mesleği hakiki ihlâs olmak
cihetiyle şimdiki tezahür, sohbet etmek, fazla hürmet etmek; bu enaniyet zamanında
bir nefisperestlik, riyakârlık, tasannu alâmeti olmak cihetiyle ona şiddetle
dokunuyor. Çünkü der: "Benimle görüşmek isteyen, eğer ahiret için, Risale-i Nur
için ise; Risale-i Nur bana kat'iyen
ihtiyaç bırakmamış. Milyonlar nüshası her birisi on Said kadar faide veriyor. Eğer
dünya cihetiyle ve dünyaya ait işler için görüşmek ise; O, dünyayı şiddetle
terk ettiği için, dünyaya dair şeyleri malâyani, vakti zayi etmek olduğu için
cidden sıkılır. "Eğer Risale-i Nur'un hizmetine, intişarına ait olsa; bana
hizmet eden hakiki fedakâr talebelerim ve manevî evlatlarım ve kardeşlerim
benim bedelime görüşmeleri kâfi, bana hiç ihtiyaç yok." Uzun yerlerden, uzak
memleketlerden gelenlerle beraber başka kardeşlerimizin |